16 Şubat 2019 Cumartesi
Ana Sayfa / Blog / Saim Yılmaz / Teşekkürler Öğretmenim!

Teşekkürler Öğretmenim!

Soğuk bir Kasım ayının ortalarıydı.

 

Dağları karlarla kaplanmış ve yılan misali kıvrılan yollarından sadece şoför dâhil beş kişiyi haftada bir şehre götürmek için binek bir arabanın geçtiği köye, elinde küçük bir bavulla indiğinde kar ayazı yüzünü yaladı. Şehirdeki şaşaalı hayata alışmış biri için, bu bir kâbus olmalıydı. Soğukla birlikte dinginliğin üzerine çöktüğü terkedilmiş gibi duran köyün şoförü, çıtırdayan sobasının başında ağırladı o gün yeni atanmış öğretmeni, Allah ne verdiyse…
Duvarlarından sıvaları düşmüş ve sobasını yakmak için bir görevlisi bile bulunmayan okulun hali ise; içler acısıydı. Çocukların üzerinde; düğmelerinin hepsi farklı olan önlükler, bazılarının parmak uçlarından çamurlu çoraplar görülen ayakkabılar ve rengi yıllanmışlıktan griye dönmüş yakalıklar vardı. Belli ki çok da iyi durumda bir köy değildi. Köy öğretmeni, gördükleri ve yaşadıkları karşısında çok üzüldü. Çocukların yaşadıkları şartlar, çok kötüydü ama yürekleri de bir o kadar iyi. Bir kalem alacak paraları yoktu belki ceplerinde ama köy öğretmenini süte, yoğurda, dumanı üstünde nefis kokulu çöreklere ve ekmeğe boğacak kadar zengindiler. Minik parmakları, kalemden çok odun tutuyordu ısınmak için. Okul küçük ve eskiydi. Bütün sınıflar bir aradaydı ve içlerinde okuma-yazma bilmeyenler bile vardı. Çocuklar ilgisizdi, bilgisizdi ve onlar için okumak sadece kitaplarını önlerine alıp okuyor gibi yapmaktan ibaretti. Çünkü böyle öğretilmişti. Bu köye daha önce gelen öğretmenler, bu soğuk taş duvarlar arasında bir şeyler anlatmaktansa, kahvede odun sobasının başında, ince belli bardakta demli çayları ellerinde memleket meselelerini takip etmeyi tercih etmişti. Bütün bunların sonucu olarak; yeni atanan köy öğretmeni;
“Kader denen bir şey var! Ve sen ne yaparsan yap bunu değiştiremiyorsun!” dedi içinden.

 

Ve üstünden yıllar geçtikten sonra, o çocukların hepsi öğretmenlerini buldu.
Kimisi öğretmen, kimisi mühendis, kimisi polis, kimisi avukat olmuştu…
Bir öğretmen her şeyi değiştirebilir…
Ufak bir dokunuşla, dünya değişir ve daha yaşanası bir yer olabilir…

 

Dünya böyle bir yer işte!

İyi insanlar ve iyi insan yetiştiren öğretmenlerimiz sayesinde dönüyor…
Ve oldukça da hızlı dönüyor…
Dün kurak köyünde ayakkabısının burnundan parmağının ucu çıkan çocuk, bugün karşınıza avukat, polis, subay, milletvekili olarak çıkabiliyor.
Yıllar önce o kurak ve şehre uzak köye giden yeni yetme öğretmen, “Yapabilir miyim acaba?” deyip deneyerek bir köyün kaderini değiştiriyor. “Ben yapamam” deyip ilk gün sırtını dönense, en baştan kaybediyor.
“Ben yapamam!”, “Bu çocuklardan bir şey olmaz!”, “Bana mı kaldı şimdi bir köyün kaderini değiştirmek?” demedi asla.
İnancı vardı ve sabredip sorunlarla boğuşmaya başlayınca, imkânlar da önüne bir bir seriliverdi.
Umudunu asla kaybetmedi ve sonunda kazandı…

 
Bugün yeni bir 24 Kasım…
Bugün yine bir Öğretmenler Günü…
Var mısınız bu öğretmenler gününde ve her öğretmenler gününde hatta ömrümüzün sonuna kadar her günümüzde büyük-küçük demeden bütün öğretmenlerimizi baş tacı etmeye?
Hadi o zaman!
Bugün onlara kendilerini özel hissettirme günü…
En azından hepimiz,
Bir teşekkür borçlu değil miyiz?
Hayatımıza sihirli dokunuşlarıyla şekil veren ve fark yaratacağına inanıp geleceğimize yön veren eli öpülesi tüm öğretmenlerimizin bir gün değil, her daim hatırlanması dileğiyle…

Beni hayata kazandırdığın için,
“Teşekkürler öğretmenim…”
SaimYılmaz
Kendi halinde bir yazar…
www.saimyilmaz.com.tr

 

 

Hakkında Saim Yılmaz

İlginizi çekebilir

FB_IMG_1506759646294

Genç Turizmci Hülya Bozdağ ile Hayat…

Renkli Mola; Genç Turizmci, Renkli bir kişilik, İş delisi, ve daha fazlası. Rocks Hotel & …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
Please support the site
By clicking any of these buttons you help our site to get better