24 Ekim 2019 Perşembe
Ana Sayfa / Blog / Saim Yılmaz / Dilimin Ucunda Kelimeler / Ona Da Peki, Ama Ya Sonra?

Ona Da Peki, Ama Ya Sonra?

Hayata hep bir yüksek sesle bağırasım var…
Hep bir isyanım…

Bazıları “yaradılış” diyor, bense “kişiliğinden ödün” vermemek.

İnsanlar bu duruma alışmış vaziyetteler ama ben sanırım kafama yatmayan şeyleri yüksek sesle dile getirmeyi seviyorum.

“Aslında alışkanlık haline getirdiğiniz şeylerin gelecekte çocuklarımızın önünde engel teşkil edeceğini bilmeden yaşıyorsunuz.”

Bu cümleyi sıklıkla söylemeye başladım son zamanlarda. Önemli bir gazetede yazan, yazılarını da beğenerek ve sıklıkla takip ettiğim kıymetli bir kalemle sohbetimiz esnasında da dökülüverdi bu cümle ağzımdan. Bazen kalpler kırılmasın diye küçük görüp üzerini kapattığımız şeyler, gelecekteki büyük felaketlere davetiye çıkarıyor ama biz bunun farkına varamıyoruz. Daha küçücük yaşta, büyük yalanlarla etrafındaki insanları kandırmaya çalışan çocuğunun arkasında cansiperane durabiliyor bir anne. Tamam, sonuçta ana yüreği denen bir şey var ama ya sonra?
Ebeveynlerinin kendi zevk-ü sefaları için yalnızlığa mahkûm ettiği yaklaşık 5-6 yaşlarındaki küçük çocuk, sürekli yanıp sönen ışıkları ve çalan melodisi ile tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başaran oyun salonuna girdiğinde cebinde hiç parası yoktur. Yanında da 15-16 yaşlarındaki ablası. Para makinesinden jeton almanın başka bir yolu olmalı. Akıllarından ilk geçeni yaparak yetkili birini arayıp az önce makineye para attıklarını ama makinenin jeton vermediğini söylerler. Bunun üzerine makine açılır ve çocukların bahsettiği paranın aslında makinede hiç olmadığı tespit edilir. Durumun çocuklara açıklanması üzerine abla, şiddetle karşı çıkar ve şikâyetini dile getirmek üzere daha yetkili birine ulaşacağı konusunda tehditler savurup gider. Öncelikli adresi annesidir. Annenin hiç kimseyi dinleme zahmetinde bile bulunmadan bütün bu yaşananlar üzerine verdiği tepki ise;
“Siz benim kızıma hırsız mı demek istiyorsunuz?”
Olur. Bunu direk yüzüne söyleyemezsiniz tabii ki. Ama durumu anlatarak bahsedilen paranın makinenin içinden hiç çıkmadığını söylemeniz mümkün.
Ama anne, feryat figan…
Teselli etmek ne mümkün…
Amacı; olayı daha karmaşık bir hale getirip ortalığı ayağa kaldırmak…
Velhasıl kelam, yetkili kişi müdürünün yanına çağırılır. Evet, bazı durumlarda birleştirici olmak, sakinleştirici olmak ve olayın büy

memesi için elinden gelenin de fazlasını yapmak en güzelidir. Ki yetkiliden de bu istenir.
Peki, hikâye sizce nasıl sonlanmıştır?
Hikâyedeki sonu veya nasıl olması gerektiğini, bir ebeveyn olarak ya da geleceğin bir ebeveyn adayı olarak varın siz yazın.
Anne de feryat figan kızını savunadursun…

Peki, bugün küçük diye önemsemediğiniz bu yalanlar ve hırsızlık girişimleri, yarın ya daha büyükleri ile yer değiştirirse…
Bugün bu olayın üzerini kolayca kapatabilirsiniz ama ya yarın? Ya yarın kapatamazsanız, sonuçlarına katlanabilecek misiniz?
Peki, sizin bugün o üzerini örtmeye çalıştığınız kabahatler, yarın ya benim çocuğumun ayağına dolanırsa, bunun hesabını nasıl vereceksiniz?
Ve bunun gibi çoğaltılabilir sorular…
Sonuç olarak; herkes anne-baba olabilir ama maalesef herkes bilinçli anne-baba olamıyor.
Kızının ileriki hayatına küçük bir dokunuş yaptığı ve kendisini uyardığı için teşekkür edip bunun için çözüm aramak yerine, annenin olayı kapatmak için konuyu farklı yönlere çekmeye çalışması da ayrı bir enteresanlık.
Peki, sırf sizin hatırınız için bugün, bunu da görmezden gelelim.
Ama ya sonra?
SaimYılmaz – #aslaayrıyazılmazveayrıokunmaz
“kendi halinde bir yazar”

Hakkında Saim Yılmaz

İlginizi çekebilir

Teşekkürler Öğretmenim!

Soğuk bir Kasım ayının ortalarıydı.   Dağları karlarla kaplanmış ve yılan misali kıvrılan yollarından sadece …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
Please support the site
By clicking any of these buttons you help our site to get better