24 Nisan 2019 Çarşamba
Ana Sayfa / Gezi / Jahorina’dan Son Mektup

Jahorina’dan Son Mektup

Ülke, içinden geçen üç nehre sahip. Ve bu nehirler üzerinde de Osmanlı döneminden kalma birçok köprü var. Burası aynı zamanda Birinci Dünya Savaşı’nın da başladığı yer. Saraybosna’da her türlü inanca mensup insanlar, bir arada yaşamlarını sürdürdükleri için adım başı kilise, sinagok ve camilerle karşılaşıyorsunuz. Saraybosna’nın Merkez Ortadoks Klisesi, Osmanlı döneminde inşa edilmiş en ünlü kilise ve en çok ziyaret edilen yerdir. Osmanlı’nın hoşgörüsünü ve inançlara saygısını görmek bir kez daha duygulandırıyor Bosna topraklarında bizi.

 
?

 

 

?

 
Bosna Hersek’in belli bölgelerinde çerçeve içine alınmış, içi kırmızı ile boyanmış çukurlara rastlıyorsunuz. Bunun anlamı ise, bu bölgelerde kan döküldüğünü temsili olarak insanlara göstermek. Şehir, çok fazla tadilat görmemiş. Çünkü savaşın izlerinin unutulmasını istemiyorlar. Biz de bu bombalanmış çerçeveye, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun yapmış olduğu tarihi Katolik Kilisesinin tam önünde rastlıyoruz.

 

 

?

 

1992 yılında Boşnaklara karşı yapılan soykırımın izlerine her yerde rastlamak mümkün. Binaların duvarlarındaki kurşun izleri ve şarapnel izleri ise hala tüm canlılığıyla savaşın soğuk yüzünü hatırlatıyor insanlara. Duygulanmamak elde değil. 1992 yılında savaşın tam da merkezinde ne yiyecek-içecek, ne gaz ne de elektrik var. Hepsi bir anda kesiliyor Bosna’da yaşayan insanlar için. Bir gecede bütün hayatlarının değiştiğini dinliyoruz savaşa şahit olan dostlardan. Keşke sokakların, binaların dili olsa da konuşsa ve bir de bu tarihe tanıklık eden mekânlardan dinlesek yaşanan katliamı.

 

 

?

 
Bosna Hersek yemyeşil ormanlarıyla meşhur olduğu için orada yetişen hayvanların lezzeti de bir o kadar muhteşem oluyor doğal olarak.
1992 yılında ülkenin yaşamış olduğu iç savaştan sonra, ülkenin içine bir sınır daha çizilmiş; ülke, Bosna Hersek Federesi ve Sırp Cumhuriyeti olarak ikiye ayrılmış. Daha da ilginç olanı ise; birisi Boşnak, birisi Hırvat, bir diğeri de Sırp olmak üzere, ülkede üç Cumhurbaşkanı’nın bulunması.
Elbette ki Bosna denilince akla gelen bir diğer unsur da köprüleri. Ve bunlardan en önemlisi de Neretva Nehri üzerinde boy gösteren şehre de adını vermiş olan Tarihi Mostar Köprüsü. Yine Osmanlı zamanında (1566) inşa edilmiş olan çok özel ve seyrine doyum olmayan güzellikte bir köprü. Mimar Sinan’ın öğrencisi tarafından yapılmış olan köprü, Bosna Hersek savaşı sonrasında oldukça tahribe uğramış. Savaş zamanında Hırvatlar, bu köprüyü yıkmışlar ve bir süre bu şekilde hasarlı kaldıktan sonra yeniden inşa edilmiş. Köprünün inşaatı dokuz sene sürmüş ve dünyanın en ünlü taş ustaları tarafından yapılmış bu köprü. Manzarası muhteşem bu köprünün dünyanın en güzel köprülerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Osmanlı’dan beri bu köprünün üzerinden atlayış törenleri düzenleniyor.

 
resim-6

 
Osmanlı döneminde, bu bölge erkekleri bir kızla evlenmek istedikleri zaman, cesaretli olduğunu göstermesi için bu köprüden atlaması gerekiyormuş. Eğer kızı isteyen birkaç kişi olursa, en güzel atlayışı gerçekleştiren kızla evlenmeye hak kazanıyormuş. Mostar’ın meşhur eski çarşısı da Osmanlı zamanından kalma ve havanın soğukluğu kalabalığını asla etkilemiyor. Mostar eski çarşıda bolca hediyelik eşya bulmanız da mümkün. Alabileceğiniz küçük bir Bosna hatırası magnet için ödeyeceğiniz para ise; 4 KM. yani 7,08.-TL.

 
resim-7

 
Yeni tatil planlarını Bosna-Hersek’e yönünde kullanacak olan tüm dostlarımıza şimdiden iyi tatiller dileriz…

 

Saim Yılmaz
kendi halinde bir yazar
www.saimyilmaz.com.tr
saim@saimyilmaz.com.tr

Hakkında Saim Yılmaz

İlginizi çekebilir

Teşekkürler Öğretmenim!

Soğuk bir Kasım ayının ortalarıydı.   Dağları karlarla kaplanmış ve yılan misali kıvrılan yollarından sadece …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
Please support the site
By clicking any of these buttons you help our site to get better