Ana Sayfa / Blog / Emrah Koç / Dizi Gerçekleri

Dizi Gerçekleri

 

       Hiç şüphesiz, günümüzde birçok insanın önemli alışkanlıklarından biri olan televizyon dizileri, hayatımızın adeta vazgeçilmez birer parçası gibi. İster izleyelim, ister izlemeyelim hepimizi bir şekilde dolaylı yönden etkiliyor. Bugün burada anlatmak istediğim aslında günümüz Türk dizileri ve senaryoları.

Türk Dizi tarihinin son on yılını incelediğimizde gerçekten büyük başarılara imza atan, gerek yurt içinde gerek yurt dışında büyük bir kitle tarafından takip edilen yapımları görmek mümkün. Bugün baktığımızda Ortadoğu’dan Balkanlara, Baltık ülkelerinden Güney Amerika’ya, Orta Asya’dan Güneydoğu Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada yayınlanan Türk dizileri mevcut. Hatta ABD film şirketleri tarafından uyarlamaları yapılarak piyasaya sürülmesi beklenen diziler de var. Bunların, ülke tanıtımına ve turizmine kuşkusuz çok büyük katkıları var. Tabii ki işin bu yönü gerçekten sevindirici.

Bu konuda yapımcıların hakkını vermek lazım. Öyle ya da böyle ortada büyük bir başarı var. Fakat bir de madalyonun öteki yüzünü görmek gerek. Dizilerin, izlerken farkında olmadan bize verdiği bir takım kavram ve mesajlar. Aslında bahsettiğim yapımlar, her akşam eve gittiğimizde karşımıza çıkan, uğruna televizyon kavgaları yapılan diziler. Biraz incelendiğinde, izlenilen bu dizilerin büyük bir bölümünün benzer senaryoya veya ortak konulara sahip olduğunu açıkça görebiliyorsunuz. Mesela; bir tanım yapacak olursak, filmlerde genellikle üç ana karakterimiz öne çıkmaktadır.

 

5825871567_4d477202ce_b

Bunlar da bir adam ve iki kadın veya tam tersi iki adam ve bir kadın arasında yaşanan aşk üçgeni.  Ve tabii bu kişilerin aralarında geçen ihanetler, aldatmalar, şantajlar. Ayrıca hikayenin geriye kalanını tamamlayan kahramanlarımızın ailelerini ve çevrelerini de anmamak olmaz. Açıkçası onları incelediğimizde de birçok yönden benzer özelliklere sahip olduklarını görebiliriz. Örneğin, arkadaş çevresinden bahsedecek olursak, her zaman için dizinin esas oğlanının, o bar benim bu bar senin gezen Kazanova bozması çapkın arkadaşları, esas kızımızın ise her türlü dedikoduyu kendisine rapor eden, onu durmadan ileride başına bela açacak şeyler için gaza getirip cesaretlendiren, fakat aslında kendilerine bile faydaları olmayan akıl hocası kankaları. Tabii bir de kahramanlarımızdan herhangi birine aşık olup onların aralarını bozmaya çalışan en ufak bir fırsatı değerlendirmek için pusuda bekleyen hainleri de unutmamak gerek.

post-image

Gelelim aile büyüklerimize. Onları karakter karakter açıklamaktansa, ne işler ile uğraştıklarını anlatmak yeterli olacak bence. Aslında çoğunuzun da bildiği gibi bu karakterler genelde ya bir aile şirketi yada bir holding yöneten aile bireyleridir. Burada anlatmış olduğum, dizinin esas omurgasını oluşturan kadro. Maalesef bu karakterlerin yapmış oldukları bazı etik olmayan davranışlar da bize normalmiş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Üstelik bu yanlışlar çoğu zaman başrol oyuncularına, yani rol model olan kişilere yaptırılıyor. İsim vermeden konu ile bağlantılı olarak bir dizinin senaryosunu anlatmak istiyorum.  Sıkı dizi takipçileri büyük olasılıkla hangi diziden bahsettiğimi anlayacaklardır. Kabaca senaryo şu şekilde: Ortada bir çiftimiz var ve bir türlü çocuk sahibi olamamaktadırlar. Denedikleri çeşitli yöntemler de işe yaramamaktadır. Son çare olarak kendilerine taşıyıcı bir anne bulmaya karar verirler. Her ne kadar çiftlerden kadın olan bunu benimsemese de, aile baskısından dolayı sonunda kabul eder ve taşıyıcı anne bulunup, bu kişi bir müddet çiftin yanında konaklar. Bir süre sonra taşıyıcı anne ile baba arasında bir yakınlaşma meydana gelir. Tabii bu, mevcut anne adayını rahatsız eder. O da hali hazırda bu durumdan kurtulmak için çeşitli araştırmalar yaparken, kendi yumurtalıklarının tamamen işlevsiz olduğunu, yani taşıyıcı annenin karnındaki çocuğun esasen kendisinden değil de taşıyıcı anneye ait olduğunu fark eder. Bu saatten sonra da kendisi ile taşıyıcı anne arasında bir mücadele başlar. Bu mücadele öyle bir hale gelir ki, iş kiralık katil tutmaya kadar varır.

9FybtVFNSEOxogGzIvHJ_IMG_2226

Sonra bir anda anne adayımız bir canavara dönüşür. Bizim masum taşıyıcı annemiz ise, başta müstakbel kayınpederinin olmak üzere tüm ekran başındakilerin de desteğini alarak baba adayı ile mutlu sona ulaşır. Yani masum kızımız tüm kötülüklere karşı koyup iyi olanın er ya da geç kazanacağını bize kanıtlamış olur. Fakat işin aslı gerçekten de öyle mi acaba? Öncelikle bir şeyi belirtmek gerekirse Türkiye’de şu an taşıyıcı annelik kanunen yasak. Bu, işin bir boyutu. Ayrıca işin ahlaki boyutları da ayrı bir tartışma konusu. Ama benim asıl anlatmak isteğim şu: Düşünün ki bir kadın, evli olan bir çiftin hayatına giriyor ve her ne kadar kendisine kötü davranan biri de olsa karşısındaki kadının kocasını elinden alıyor, yani kısacası bir aileyi yıkıyor. Ve bu kadın bize masum biriymiş gibi gösteriliyor.

WOW, Nice photo !

 

 

Böyle bir olayın bir de kendi başınıza geldiğini düşünün. Aslında bu ve bunun gibi birçok yanlış şey, özellikle ekranlarda, bize doğruymuş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Ben

sadece bir tanesine değindim.

Bu arada sevindirici olan bahsetmiş olduğum dizinin finalini yakın zamanda yapmış olması. En azından bir tanesinde kurtulmuş olduk.

 

 

 

 

Emrah Koç

emrah.koc@renklimola.com

 

 

Hakkında Emrah Koç

İlginizi çekebilir

Teşekkürler Öğretmenim!

Soğuk bir Kasım ayının ortalarıydı.   Dağları karlarla kaplanmış ve yılan misali kıvrılan yollarından sadece …

6 Yorumlar

  1. Ferhat koca

    Emrah bey size katılıyorum bu tür filmler ve Diziler aile yapilarimiza ve çocuklarımızı kötü etkiliyor

    • Emrah Koç

      Maalesef öyle Ferhat Bey

  2. Yusuf H.

    Doģru bir konuya deģindiniz dizi filmlerin bircogu maalesef bir takim olumsuz davranislari dogruymus gibi gostermeye calisiyor

    • Emrah Koç

      Mühim olan bunlar konusunda bilinçlenmek

  3. Herşeyden önce türk aile yapısının kabul edemeyeceği bir yaşantıyı normalmiş gibi insanımızın hayatına sokmaya çalışıyorlar. Para ve güçün,saygı sevgi ahlak ve insaniyetten daha önemli birşeymiş gibi gösterilmesi de ayrı bir iğrençlik. Çocuklarımız için fazlaca tehlikeli olduğunu düşünüyorum çünkü o tarz dizilerde ne çocuk aile ne de arkadaşlık hepsi çıkarlar üzerine kurulmuş yalan dolandan ibaret ve çocuğun anne babaya davranışlarını bile etkileyecek düzeyde kötü örnek teşkil ediyor. Şahsen ben çocuklarıma dizi film seyrettirmediğim gibi ben de seyretmiyorum. Dizi filmler biir tarafa bir de evlendirme programı adı altında ahlaksızlık örneği programlar da var. Tek kelime ile mide bulandırıcı. RTÜK ne iş yapıyor merak etmemek mümkün değil. Bu tarz dizilere sırf yurt dışında para kazandırıyor diye batının saçma iale yapısı ve yaşantısını bize de empoze etmeye çalışmalarını anlamak mümkün değil. Herkese tek tavsiyem dizi yerine belgesel izleyin en azından bilgi edinirsiniz ve saçmalıklara kafa yormazsınız.

    • Emrah Koç

      Sizin yorumunuz benim yazımdan daha açıklayıcı olmuş.Teşekkürler.

ÖZLEM DEMET için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
Please support the site
By clicking any of these buttons you help our site to get better