23 Eylül 2019 Pazartesi
Ana Sayfa / Blog / Gizem Kınacı / #30 Mu Dediniz?!!#

#30 Mu Dediniz?!!#

30under30

Rakamla üç ve sıfırdan oluşan, yazılışı “otuz” olan, soldan üç sağdan sıfırı görünen, iki basamaklı bir çift sayıdır. Normaldir, herhangi bir garipliği yoktur, ta ki 30’u bir şeyler ile bağlayana kadar…
30 Kişi, 30 fit, 30uncu gün, 30uncu hafta. Bunlar gayet de normal ama insanlar 30una bastığında neden bu kadar önemli olmaya başlıyor, sorarım size…
Google’a sadece 30 yaş yaz ve çıkanlara şöyle bir göz at:
# 30 yaşında olanlar okusun. (sadece 30unda olanlar mı okuyacak? 29unda ya da 31inde olanlar bakmamalı mı? Yazının yan etkileri var da bizim mi haberimiz yok acaba? 🙂
# Her yaşın bir sendromu var en zoru da 30 yaş ! (yazmış başlığı, sonuna ünlemini koymuş, aman dikkat diyor. İyi güzel hoş da, niye en zoru 30? Yazının içinde de “insanı en çok etkileyeni 30 yaştır, boşanma ve depresyon vakaları bu dönemde çok görülmektedir” diyerek ayrıntı vermeye çalışmışlar.
Yüksek lisans yaptığım zamanlarda, boşanmalar ile ilgili bir araştırma yapmış ve mahkemelere gidip bunlarla ilgili bazı bilgiler edinmiştim. Boşanmaların temel nedeni olarak çevresel baskılar, çevresel etkileşimler, kişilerin eğitim seviyesi ve yetiştirilme şekilleri, en önemlisi olarak da ekonomik etkenler olduğu şeklinde sonuçlara ulaştığımı belirtebilirim.
Yani; boşanmaları ve depresyonları belirli bir yaşa bağlamak doğru bir sonuç değildir..
# 30 yaş bunalımı.
# 30 yaşından sonra kadın (erkeği de var bunun tabii ki, sadece kadınlar girmiyor sonuçta değil mi ama? 🙂
# 30 yaş ve üstü cilt bakımı nasıl olmalı ? (ben de merak ediyorum, kaldı şurda 3 sene, ne yapmalıyım öğrenmeliyim değil mi?… Şaka şaka, kadın bu yaşına kadar yüzüne gerekli özeni göstermeyip, 30unda yapmaya başlasa ne fayda allasen.
Tabii benim gibi atadan gelen cilt güzelliği varsa bir şey yapmanıza gerek yok. 😀
Bunlar ve bunun gibi bir çok başlık arama motorunda karşımıza çıkmaktadır. Önceliği bayanlara verdikleri de gözümüzden kaçmadı tabii. 😉
Bu konu elbette durduk yere aklıma gelmedi; geçenlerde arkadaşımın biri 30 olacaksın nerdeyse, ne yapacaksın, hedeflerin neler gibilerinden sorular sormaya başladı. Neyi ne yapıcam, 30 olunca hayat mı bitiyor?… Bu konuşmadan sonra karşıma 30la ilgili şeyler çıkmaya başladı. En güzeli de 30a gelmeden yapılması gerekenler. Niye illa 30a gelmeden? 30,5 olduğumuzda yapamayacak mıyız? 30u geçtikten sonra hayatta yapmamız gerekenler kalmıyor mu? Yaşamayalım o zaman 30dan sonra…
Yapmayın, takılmayın böyle şeylere. Kimse ben takılmam demesin, bunu ben bile demişken, bu kadar çok irdelediğinizde bir yerden sonra takmaya başlıyorsunuz.
Bırakın, zamanın tadını çıkarın. Her şeyi 30a ya da belirli bir yaşa bağlamaktan kaçının ve her yaşın, her anın tadını çıkarın.
Sonra da stres, bunalım, sendrom diyorsunuz. Bunun üzerinde siz bu kadar durduğunuz için bu şekilde sonuçlarla karşılaşıyorsunuz.
30 olmuşuz ne fayda, ruhen 30 hissetmiyorsak…
30a bağlanılan en güzel olaylardan biri ise evlilik detayı… Aman kızım / oğlum 30 olmadan evlenmelisin, evde kaldın, evlenin de torun sevelim…
Kişi daha kendi işini eline almadan, ekonomik özgürlüğünü elde etmeden, hazır hissetmezken, kendine bakamazken, evlenip bir başkasının sorumluluğunu daha alacak. Pehhh, bakın şu işe, tek olmak yetmiyormuş gibi ikinci de ekleniyor. 🙂 1-2 yıl canım cicim gider, sonra bir bakmışsın boşanırlar yapamadıkları için. Bunu da konu başında değindiğim gibi, 30 yaş boşanma ve depresyona bağlarlar.
İnsanları zorlamayın evlenmek için. Burdan annelere, babalara, dedelere ve özellikle anneannelere sesleniyorum; sizin çağınız ile günümüz aynı değil artık. Eskiden bir şekilde birbirlerini idare edebiliyorlardı. Genellikle çevreden dolayı, ne derlerdi diye düşünerek, boşanmıyorlardı belki, aman söz olur gibilerinden, ama şimdi öyle değil, çatır çatır boşanmalar artıyor. Millet birbirlerinden alacakları nafakalara bakıyor belki de…
Boş iş bunlar, uğraşmayın milletin yaşıyla yaşamıyla… İstedikleri gibi yaşasınlar, yaşayın.. Bakın sonra yaş sendromları kalıyor mu…

right;margin:12px'>

30 a 3 kala hadi bakalım…

 

Gizem Kınacı

Hakkında Gizem Kınacı

ben bir ceviz ağacıyım...

İlginizi çekebilir

Teşekkürler Öğretmenim!

Soğuk bir Kasım ayının ortalarıydı.   Dağları karlarla kaplanmış ve yılan misali kıvrılan yollarından sadece …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
Please support the site
By clicking any of these buttons you help our site to get better